James Kent, Perturbator'ın ilk kayıtlarını yaparken aklındaki sesi yıllar sonra Kerrang'a tek bir cümleyle anlattı: Watain'in Justice şarkılarını çalmaya kalkması gibi bir şey. İsveçli black metal grubu Watain'i Fransız elektronik ikili Justice'in dans pistine sokan bu hayal, Perturbator'ı anlamak için synthwave etiketinden daha kullanışlı. Perturbator genellikle seksenlerin film müziklerini ve neon estetiğini yeniden kuran synthwave akımının kurucularından biri sayılıyor. Ama projenin karanlığı o nostaljiden değil, Kent'in gençliğini geçirdiği metal sahnesinden geliyor.
Slayer ile Depeche Mode arasında
Kent 22 Ocak 1993'te Paris'te doğdu. Babası, NME'nin yetmişlerdeki en etkili yazarlarından İngiliz rock eleştirmeni Nick Kent; annesi Fransız müzik gazetecisi Laurence Romance. Evde müzik hep vardı; anne ve baba gençliklerinde birlikte bir tech trance grubunda çalmıştı ve Kent'in synthesizer merakı buradan başladı. Metal ise annesinin plak yığınından çıktı. Kent o yığında Slayer'ın Reign in Blood'ını bulduğunu, sözleri okuyarak dinlerken çok kötü ve şeytani bir şey yapıyormuş gibi hissettiğini anlatıyor. Aynı ev, annesinin spor yaparken çaldığı Depeche Mode'u da duyuyordu. Kent'in kendi özetine göre büyüdüğü müzik bu iki yarıdan oluşuyordu. Üçüncü parça sinemaydı: okulu asıp izlediği John Carpenter filmleri ve seksenlerin korku filmi müzikleri.
Kent Perturbator'dan önce Paris'te gruplarda gitar çalıyordu. Kendi deyişiyle kiralık bir gitaristti; biraz progresif metal, biraz black metal. Metal Archives da Perturbator'dan önce birkaç black metal grubunda çaldığını kaydediyor. Kent'in 2014'teki bir söyleşide adını verdiği tek grup, yalnızca bir EP yayımlayıp dağılan progresif death metal grubu I The Omniscient. Başkalarıyla çalışmak ona göre fazla sınırlayıcıydı; çok fazla ego ve çok fazla uzlaşma vardı. Tek başına bir şey yapmak istedi ve elektronik müzik bunun en kolay yoluydu.
Yatak odası ve bir video oyunu
2012'de Kent, bilgisayarı, yazılımları, bir klavyesi ve bir ses kartıyla yatak odasında Night Driving Avenger adlı ilk EP'sini kaydedip Bandcamp'e yükledi. On ay içinde ikinci EP Nocturne City'yi ve ilk uzunçalar Terror 404'ü, yıl bitmeden de I Am the Night'ı yayımladı. Amacı basitti: bir John Carpenter film müziğine benzeyen bir şey yapmak. Kullandığı synth'ler de gerçek değil, Oberheim OB-X ve Yamaha CS-80 gibi vintage makinelerin yazılım emülasyonlarıydı. Black metal arkadaşlarının ilk tepkisi şaşkınlık oldu, ama destek de verdiler. Kent'in hatırlattığı gibi o yıllarda seksenler nostaljisi henüz bugünkü kadar yaygın değildi.
Perturbator'ı bir yatak odası projesinden bir mesleğe çeviren şey bir video oyunu oldu. 2012'nin sonunda çıkan Hotline Miami, film müziği hissi arayan geliştiricilerinin tercihiyle Perturbator'ın üç parçasını kullandı. Kent birden telefonuna bildirimler yağmaya başladığını, ücretsiz indirilebilen albümlerine insanların büyük paralar, şaka olsun diye 666 dolarlık bağışlar yaptığını anlatıyor. Oyunun ilk telif çekini aldığında bunun bir iş olduğunu anlamış. Paris'teki Glazart kulübündeki ilk konseri tükendi.
Bir black metal plak şirketi
Perturbator'ın black metalle bağı sadece Kent'in geçmişinde değil, plak şirketinde de görünüyor. Kent kariyerinin ilk sekiz yılını Fin ekstrem metal etiketi Blood Music'le geçirdi. Etiket 2014'te Dangerous Days'i yayımladı, ardından önceki kayıtların çoğunu yeniden bastı. Synthwave'in en çok dinlenen isimlerinden birinin bir ekstrem metal etiketinin kataloğunda durması, bu müziğin kimlere ulaştığını da belirledi. Kerrang'ın 2021'deki yazısına göre Perturbator'ın dinleyicisi büyük ölçüde rock ve metal dinleyicisi; Kent Hellfest, Roadburn ve Rock am Ring gibi festivallerde çaldı ve 2023'te Download'da bir sahnenin kapanışını yaptı.
6 Mayıs 2016'da çıkan The Uncanny Valley bu dönemin doruğu oldu. Kavramsal bir albüm olarak kurulan kayıt, Billboard'un Heatseekers ve Dance/Electronic listelerinde üst sıralara çıktı. Albüm, insanla makinenin arasındaki sınırın bulanıklaştığı bir kıyamet dünyası kuruyor ve belirgin bir satanik imgelem taşıyordu. Elektronik bir albümün bu kadar açık bir satanik imgelemle ilerlemesi, Kent'in black metal geçmişini estetik düzeyde en açık gösterdiği an oldu.
Klişelerden kurtulma
Bir yıl sonra gelen New Model EP'si bir kırılma noktasıydı. Kent bu kaydı açıkça bir kopuş olarak tanımladı: synthwave sahnesinde fazlasıyla yaygın bulduğu klişelerden sıyrılmak, Perturbator'ı seksenler temasına yaslanmadan yapabileceğini göstermek istiyordu. Blood Music'in duyurusu kaydı modern tempo kurallarını umursamayan, bozulmuş ve boğuk bir alt frekansla ilerleyen, glitch dolu bir iş olarak tanıtıyordu.
Bu kopuşun arkasında Kent'in paralel projeleri de vardı. 2014'te başlattığı ambient ve karanlık endüstriyel projesi L'Enfant de la Forêt'in ilk albümü ABRAXAS 2015'te Bandcamp'te çıktı. 2018'de Cult of Luna ile Julie Christmas'ın "Cygnus" şarkısını yeniden yorumladı ve HEALTH ile ortak bir single yaptı. 2022'de Cult of Luna'dan Johannes Persson ile Final Light adlı bir post-metal projesinde buluştu. Perturbator'ın çevresi giderek synthwave'den çok ağır müziğin çevresine benzemeye başladı.
Xanadu
28 Mayıs 2021'de çıkan Lustful Sacraments bu dönüşümün tamamlandığı albümdü. Kent albümü seksenlerin, film müziklerinin ve yer yer doksanların endüstriyel müziğinin karışımı olarak tarif ediyor; referansları arasında The Cure, The Sisters of Mercy, Killing Joke, New Order, Siouxsie and the Banshees ve Alman EBM var. Kayıt, sakinlerinin şehrin görünürdeki sonsuz bolluğuna taptığı Xanadu adında sahte bir ütopya şehrinde geçiyor. Synth'leri, davul programlamasını, gitarları, basları ve vokalleri Kent kendisi kaydetti; miksi de o yaptı. Mastering ise doom ve black metal dünyasının tanıdık adlarından Jaime Gomez Arellano'ya gitti. Kapanıştaki "God Says"te Fransız doom grubu Hangman's Chair söylüyor. Albüm Blood Music'le sekiz yıllık ortaklığın son kaydı oldu.
Lustful Sacraments'ta synthwave'in parlak arpejlerinin yerini gotik rock ve post-punk tınıları, EBM'den gelen ağır bas hatları alıyor. Angry Metal Guy'ın incelemesi albümü Wolves in the Throne Room ile John Maus'un seksenler tarzı gotik popunun buluşması gibi tarif ediyor. Kent'in sahnedeki görüntüsü de bu yönde değişti. Canlı düzen tek bir kontrolör ve örneklerle başlamış, sonra bir klavye, en sonunda da bir davulcuyla büyümüştü. Sahnede yüzü saçlarının arkasında, ışığın içinde bir siluet olarak kalıyor. Kent bunu bilinçli bir seçim olarak anlatıyor: Perturbator personasını kendisinden ayırmayı seviyor, onu gizemli ve esrarengiz tutmak istiyor ve ışık gösterisinin bütün işi yapmasına izin veriyor. Kendi ifadesiyle kült statüsünü seviyor ve black metal gruplarının hep böyle görülmesine her zaman hayran olmuş.
Kova Çağı
10 Ekim 2025'te Nuclear Blast'tan çıkan Age of Aquarius, Perturbator'ın altıncı albümü ve Blood Music'ten sonraki ilk büyük etiket kaydı. Kent albümü savaş ve çatışma üzerine, yalnızca bugünün savaşları değil bütün savaşlar üzerine bir kayıt olarak tanımlıyor; derdinin "savaş kötüdür" demek değil, savaşın kaçınılmaz ve anlamsız olduğunu göstermek olduğunu söylüyor. İkinci bölüm ise bireycilik üzerine: grup düşüncesinin hiçbir yere götürmediği, kendi özgür iradenin insanın sahip olduğu en temel şey olduğu fikri. Kerrang'ın kapak yazısına göre albüm Lustful Sacraments'ın post-punk'ından geri dönüp elektronik ritimlere ve kalın basa yaslanıyor; gitarlar fütüristik bir kâbusun içinden geçiriliyor gibi.
Albümün konukları, Perturbator'ın bugün hangi çevrede durduğunu açıkça gösteriyor. Depeche Mode'u hatırlatan "Apocalypse Now"da Ulver'den Kristoffer Rygg, bütün savaşları bitireceği söylenen savaş fikriyle alay eden dizeleri alaycı bir sesle okuyor. Paris'teki Studio Saint Marthe'da kaydedilen gerçek enstrümanlar arasında Fransız post-black metal grubu Alcest'in katkıları var. Kent, çaldığı kült black metal festivallerinde bu türün büyük isimlerinin yanına gelip onu tanıdığını, Mayhem'in bile müziğini sevdiğini söylediğini anlatıyor.
Bir makinenin içindeki tekrar
Perturbator'ı black metalin doğrudan mirasçısı saymak, Kent'in kendi anlatımını eksik bırakır. O kendi müziğini Slayer ile Depeche Mode'un, John Carpenter film müzikleri ile Fransız elektronik müziğinin bir karışımı olarak görüyor ve bir türü icat ettiğini hiç iddia etmiyor. Ama black metalden aldığı şeyler müzikte duyulabiliyor: sonsuz bir tekrarın hipnotik etkisi, üreticinin kimliğinin geri çekilmesi, karanlığın bir estetik süsten çok bir dünya görüşü olarak işlenmesi. Bunları gitarla değil, emüle edilmiş synth'lerle, programlanmış davullarla ve kendi miksiyle kuruyor.
Age of Aquarius turnesinin ilk bölümü, Paris'teki Bataclan'da iki geceyle bitti. Kent'in ilk konserini verdiği Glazart'tan Bataclan'a gelen bu yolun bugünkü sahne görüntüsü de aynı fikre dayanıyor: saçları yüzünde, ışığın içinde, bir siluet.
- Söyleşiler
- Kerrang!, Nick Ruskell'in kapak yazısı (8 Ekim 2025)
- Kerrang!, "How Perturbator taught a generation of metallers to dance" (Mayıs 2021)
- Small Talk söyleşisi (Ocak 2014): I The Omniscient bilgisi
- TuneCore söyleşisi (2016), Mosh Pit Report üzerinden
- Krediler ve diskografi
- Perturbator Bandcamp: Lustful Sacraments kredileri
- Wikipedia: Perturbator ve Age of Aquarius maddeleri
- Metal Archives
- Deezer biyografisi: Blood Music bilgisi
- İncelemeler
- Angry Metal Guy (Mayıs 2021)
- Side-Line (2021)
- iHeart / AllMusic biyografisi: Billboard listeleri
- Belirsiz kalanlar
- Final Light, HEALTH ve Cult of Luna remix bilgileri ağırlıklı olarak Synthwave Wiki'ye dayanıyor.
- Çevrilen alıntılar (hepsi İngilizceden)
- Kent'in Kerrang! sözleri, özetlenerek çevrildi.















