Gece, küçük bir apartman odası. Ses açık ama yüksek değil. Dönen plak bir black metal albümü ve istediğim şey basit: gitar duvarının tek bir blok gibi değil, katman katman duyulması. Bu sistemi kurarken aklımdaki bütün sorular bu tek ihtiyaçtan çıktı. Yüksek sesin peşinde değildim; aradığım şey, ses kısıldığında müziğin çökmemesiydi. Düşük ve orta seviyede mikro detayın, stereo ayrımın, hızın ve kontrollü bir basın korunması.
Dinlediğim müzik de bunu gerektiriyor. Ağırlık black ve death metalde, yanında post-rock, dark jazz, darkwave ve synthwave var. Karar verdiğim sistemi burada sinyalin izlediği yoldan, kaynaktan hoparlöre doğru anlatıyorum.
Kulağın sınırı
Önce bir şeyi kabul etmek gerekiyor, çünkü düşük seste dinlemenin asıl sınırı cihazlarda değil kulakta. İnsan kulağı her frekansı aynı güçte duymaz. Bunu ilk ölçenler 1933'te Harvey Fletcher ve Wilden Munson'dı; bugün geçerli olan eğriler, farklı ülkelerdeki ölçümlerin birleştirilmesiyle 2003'te ISO 226 standardı olarak yeniden tanımlandı. Kulak en hassas olduğu bölgeyi yaklaşık 2 ile 5 kHz arasında bulur; bu büyük ölçüde kulak kanalının rezonansından kaynaklanır. Ses kısıldıkça bu eğriler bas bölgesinde dikleşir. Yani gece seviyesinde bir kaydın bası ve en üst tizleri, kayıtta ne kadar olursa olsun, kulağa daha zayıf ulaşır.
Bu yüzden hiçbir sistem neredeyse fısıltı seviyesinde tam tonaliteyi koruyamaz. Benim için hedef, normal gece dinleme seviyesinde ayrışmanın ve detayın okunabilir kalmasıydı. Bunun fiziksel olarak ne kadar az enerjiyle olduğunu görmek de şaşırtıcı. Hoparlörlerim bir metre mesafede, bir watt ile 86 desibel veriyor. Kabaca iki metre uzakta 70 desibel civarında bir dinleme seviyesi için gereken güç, bir wattın onda biri kadar. Gece dinlemesinde amfinin gücü değil, o çok küçük güçteki davranışı önemli.
Kayış, cam ve kol
Zincirin başında Pro-Ject T2 Super Phono var. Avusturyalı üreticinin "audiophile giriş seviyesi" dediği sınıfta, ama T1 tabanından belirgin şekilde daha ciddi bir platform. Motor elektronik olarak düzenlenen bir AC motor ve plateri bir kayışla döndürüyor; 33 ile 45 devir arasında geçiş de elektronik, kayışı elle değiştirmek gerekmiyor. Kayış tahrikinin mantığı basit: motorun titreşimini platerden yalıtmak.
Kayışın döndürdüğü şey önce bir alt plater. Alt plater, sertleştirilmiş çelik bir mil ve pirinç bir yatak üzerinde dönüyor; Pro-Ject bu yatağın toleransını milimetrenin binde biri olarak veriyor. Asıl plater 10 milimetre kalınlığında, 1,7 kilo ağırlığında temperlenmiş camdan. Ağır bir plater, bir volan gibi dönüş hızındaki küçük dalgalanmaları bastırıyor. Kasada plastik parça ya da rezonansa girebilecek boş hacim bırakılmamış. Yine de pikabın titreşimden uzak, düz ve sağlam bir yüzeyde durması gerekiyor.
Kol, dokuz inçlik tek parça bir alüminyum boru. Etkin uzunluğu 230 milimetre, etkin kütlesi 9,5 gram. Kaymayı dengeleyen anti-skating mekanizması yay tabanlı. Kolun ucunda Sumiko Rainier var ve bu seçim sistemin uzun ömrü açısından önemli.
İğne ve rezonans
Rainier, Japonya'da Yokohama'daki Excel Sound tarafından elle monte edilen bir hareketli mıknatıs (MM) kafa. Alüminyum boru bir konsol üzerinde eliptik bir elmas uç taşıyor, 5 milivolt çıkış veriyor, 6,5 gram ağırlığında ve 2 gram iğne baskısıyla çalışıyor. Onu değerli kılan şey değiştirilebilir iğnesi. Sumiko'nun Rainier, Olympia, Moonstone, Wellfleet ve Amethyst modelleri aynı gövdeyi ve birbirinin yerine takılabilen iğneleri kullanıyor. Yani kafanın gövdesini değiştirmeden, sadece iğneyi yükselterek daha iyi bir konsola ve daha iyi bir elmas uca geçebiliyorum.
Bir kol ile bir kafanın uyumu somut bir hesaba dayanıyor: kol ile iğnenin esnekliği birlikte bir yay-kütle sistemi oluşturur ve bu sistemin bir rezonans frekansı vardır. Bu frekansın genellikle 8 ile 12 Hz arasında olması istenir. Daha aşağısı plaktaki eğriliklere ve basamak titreşimine tepki verir, daha yukarısı müziğin en alt bas bölgesine karışır. Hesap basit: 159 sayısı, toplam kütle ile esnekliğin çarpımının kareköküne bölünür.
T2'nin kolu 9,5 gram, Rainier 6,5 gram; vidalarla birlikte toplam 16,5 gram civarı. Rainier'in esnekliği 100 Hz'de 10 birim olarak veriliyor. Japon üreticilerin 100 Hz'de verdiği bu değer, hesapta kullanılan 10 Hz değerine çevrilirken genellikle 1,5 ile 2 arasında bir katsayıyla çarpılıyor. Bu da rezonansı yaklaşık 9 ile 10 Hz arasına yerleştiriyor, yani tam istenen aralığa. Bu bir yaklaşım; gerçek değer ancak bir test plağıyla ölçülebilir.
RIAA eğrisi
Kafanın ürettiği 5 milivoltluk sinyal doğrudan bir amfiye verilemez, çünkü plaklar kesilirken bas frekanslar kısılır, tizler yükseltilir. Bas kısılır, çünkü basın geniş salınımları olukları genişletir ve plağa sığacak süreyi azaltır. Tiz yükseltilir, çünkü çalarken geri kısıldığında yüzey gürültüsü de onunla birlikte bastırılır. Bu eğri 1950'lerden beri RIAA adıyla standart. Phono ön amfinin işi hem sinyali yükseltmek hem de bu eğriyi tam tersine çevirmek.
T2'nin içinde bu iş için Pro-Ject'in "çift aşamalı bölünmüş pasif" dediği bir devre var. SoundStage'in incelemesinde aktarılan açıklamaya göre bu yapı, RIAA eğrisinin yüksek ve alçak frekans bölümlerinin iki ayrı devreye bölünmesi demek. Bu daha pahalı bir çözüm, ama eğriye daha yakın bir karşılık, yani plakta kesilen müziğin daha doğru bir çalınışı anlamına geliyor. Pro-Ject bu yapıyı normalde ayrı phono ön amfilerinde kullanıyor. İstenirse devre bir düğmeyle kapatılabiliyor; ileride düşük çıkışlı bir hareketli bobin (MC) kafaya geçmek isteyene kapı açık kalıyor.
Dijital bir amfi
Ortada Marantz Melody X M-CR612 duruyor. Bu cihaz bu zincirde yalnızca bir amfi değil; CD çaları, ağdan çalmayı ve dijital girişleri tek bir kasada topluyor. Kağıt üzerinde 6 ohm'da kanal başına 50 watt nominal, 60 watt dinamik güç veriyor ve 4 ile 16 ohm arası hoparlörlerle çalışabiliyor.
M-CR612'nin mimarisi ilginç. HiFiReport'un devre incelemesine göre bu bir "saf dijital" amfi. Dijital sinyal önce bir Texas Instruments TAS5558 işlemcisinde örnekleme hızı dönüşümünden ve ses seviyesi kontrolünden geçiyor, sonra doğrudan anahtarlamalı güç katlarına gidiyor ve ancak hoparlör çıkışındaki bir süzgeçte yeniden analog dalgaya dönüşüyor. Yol boyunca ayrı bir DAC katı yok. Bu mimarinin benim için ilginç bir sonucu var: pikabın analog sinyali de amfiye girdiğinde, bu işlemcinin çalışabilmesi için dijitale çevrilmek zorunda. Yani bu zincirde plak bile hoparlöre saf analog bir yoldan ulaşmıyor. Bunu bir kusur olarak değil, sistemin gerçeği olarak kabul ediyorum.
Amfinin içinde dört güç kanalı var. Paralel BTL modunda kanallar birleştirilip tek hoparlör çiftine daha fazla akım veriliyor. Bi-amplifikasyon modunda ise iki kanal hoparlörün bas-orta sürücüsünü, diğer ikisi tweeter'ı ayrı ayrı sürüyor. Bu ancak hoparlörün ayrılmış bir crossover'ı ve iki çift bağlantı ucu varsa mümkün. Bronze 50 7G'de ikisi de var. Ton kontrolleri de düşük ses için bir araç: bas ve tiz 10 desibele kadar ayarlanabiliyor, ayrıca Marantz'ın dinamik bas güçlendirmesi var. Kulağın gece seviyesinde kaybettiği bası geri vermenin yolu da bu.
Sistemi plak için aldım. Ama streaming de harika ve yıllardır rafta tozlanan CD'lerim yeniden ayağa kalktı. Başta bir plak kurulumu olarak düşündüğüm şey, Marantz sayesinde bütün müziğimin aynı hoparlörlerden çaldığı bir sisteme dönüştü. Plak, CD ve streaming bu zincirde yan yana duruyor ve M-CR612'nin mimarisi düşünülünce, üçü de sonunda aynı dijital işlemcinin içinden geçiyor.
Seramik kaplı bir koni
Zincirin sonunda, sistemin karakterini asıl belirleyen parça var: Monitor Audio Bronze 50 7G. Monitor Audio'nun yirmi altı yıldır ürettiği giriş serisinin yedinci kuşağı. İki yollu, arka portlu bir raf hoparlörü. Bas-orta sürücüsü önceki kuşağın 130 milimetresinden 150 milimetreye büyütüldü, mıknatıs sistemi ve bobini geliştirildi. Koni malzemesi Monitor Audio'nun C-CAM dediği, seramik kaplı alüminyum-magnezyum alaşımı. Bu malzeme hafif ve çok sert; koninin bir piston gibi, bükülmeden hareket etmesini sağlıyor. Konideki bükülmeler distorsiyonun kaynaklarından biri.
Tweeter 25 milimetrelik altın renkli bir C-CAM kubbe. Önünde, yayılımı düzenleyen bir dalga kılavuzu var. Hi-Fi News'e göre tweeter'ın eksen dışı davranışı çok tutarlı; hoparlör tam dinleyiciye dönük olmasa da tiz dengesi fazla değişmiyor. İki sürücü arasındaki geçiş 3 kHz'de yapılıyor ve crossover bas ile tiz için ayrı kollara bölünmüş. Ön panel 18 milimetrelik kontrplak; sürücüler kabinin arkasına uzanan cıvatalarla sabitleniyor. Amaç kabinin kendisinin titreşmemesi.
Bas, 47 Hz'e ayarlanmış arka bir porttan destek alıyor. Monitor Audio'nun HiVe II dediği port yapısı, havayı daha az türbülansla hızlandırmak için tasarlanmış. Frekans cevabı oda içinde 41 Hz'e kadar iniyor. Nominal empedans 8 ohm, en düşük değer 200 Hz'de 4 ohm. Hassasiyet 86 desibel; bugünün ölçüsüyle verimli bir hoparlör değil, ama benim dinleme seviyemde bunun bir önemi yok.
Hi-Fi News'in Kasım 2025 incelemesi bu hoparlörü bası derin ama kontrollü, orta ve tiz bölgesi dengeli bir hoparlör olarak tarif ediyor ve iki katı fiyattaki bazı raf hoparlörlerinden daha başarılı buluyor. Aynı inceleme sahneyi iğne ucu kadar keskin değil, geniş bir perde gibi yansıtan bir hoparlör olarak anlatıyor.
Yerleşim
Arka portlu bir hoparlör duvara yaklaştıkça bas yükselir, çünkü port ve arka duvar birlikte çalışır. Monitor Audio arka duvara 15 ile 30 santimetre mesafe öneriyor; duvara çok yakın durmak zorunda kalanlar için portu kapatacak tıpalar da veriyor. Tweeter'ların kulak hizasına yakın olması gerekiyor. Kılavuza göre hoparlörler, eksenleri dinleyicinin biraz arkasındaki bir noktada kesişecek şekilde hafifçe içe çevrilmiş (toe-in) olarak tasarlanmış. Stereo imaj kayboluyorsa biraz daha içe çevirmek öneriliyor; daha havadar bir ses için hoparlörler doğrudan dinleme noktasına, bunu azaltmak için düz ileri bakacak şekilde ayarlanabiliyor. Hi-Fi News ise en iyi sonuç için ön ızgaraların çıkarılması gerektiğini not ediyor.
Bu sistem bir ultra high-end kurulum değil, ama paket sistemlerin belirgin şekilde üstünde, kompakt ve ciddi bir stereo zincir. Sistemi Voxhifi'den aldım.
Bu kurulumun amacı evi sallamak değil. Küçük bir odada, kısık seste kaydın içini açmak. Black ve death metalde gitar duvarını okunabilir hale getirmek ve post-rock ile dark jazz'da sahnenin, enstrümanın çevresindeki havanın kaybolmamasını sağlamak.
- Pro-Ject T2 Super Phono
- Pro-Ject'in ürün metni
- AnalogPlanet (Eylül 2024)
- SoundStage! Access (Temmuz 2024)
- AVForums (Haziran 2024)
- Sumiko Rainier
- Sumiko'nun resmî sayfası
- What Hi-Fi
- Dagogo (2021)
- Kol ve kafa rezonansı
- Formül ve 8–12 Hz hedefi: Remusic ve WBF forumundaki teknik tartışmalar
- Marantz M-CR612
- Marantz kullanım kılavuzu
- HiFiReport: devre incelemesi
- Son-Vidéo blogu (2019)
- audioFi (2020)
- Monitor Audio Bronze 50 7G
- Monitor Audio'nun resmî sayfası
- Hi-Fi News, Mark Craven incelemesi ve Paul Miller laboratuvar raporu (Kasım 2025)
- Sound Advice (Temmuz 2025)
- Eşit yükseklik eğrileri
- ISO 226:2003
- Fletcher ve Munson (1933)










