Ulver'in otuz yılı aşan diskografisinde değişmeyen tek alışkanlık, bir önceki albümün kurduğu dili bir sonrakinde terk etmek. Kristoffer "Garm" Rygg'in 1993'te Oslo'da kurduğu grup, Norveç black metalinin kurallarını en katı biçimde koruduğu yıllarda ortaya çıktı ve o kuralları üç albümde tüketti. Bugün aynı ismin altında oda müziği, doğaçlama kraut rock, synth-pop ve neredeyse tamamen enstrümantal elektronik kayıtlar duruyor. Bu dağınıklığı bir kimlik krizi olarak okumak kolay. Daha verimli olan, Ulver'in kimliğini tam da bu değişme iradesinde aramak.
Ormandan kurda
1993 tarihli Vargnatt demosunun ardından gelen Bergtatt – Et eeventyr i 5 capitler, Şubat 1995'te Head Not Found etiketiyle çıktı. Kasım ve Aralık 1994'te Oslo'daki Endless Lydstudio'da, mühendis ve ortak prodüktör Kristian Romsøe ile kaydedildi. Albüm, dağa çekilen bir genç kadının masalını beş bölümde anlatır. "Bergtatt", Norveç folklorunda insanın doğaüstü varlıklarca dağın içine alınmasına verilen addır. Sözler, Ludvig Holberg ve ilahi yazarı Thomas Kingo'dan beslenen arkaik bir Dano-Norveççeyle yazıldı.
Bergtatt'ı dönemin kayıtlarından ayıran şey, akustik pasajların gitar duvarının arasına süs olarak serpiştirilmemesi. Uğultulu, bulanık distorsiyon ile temiz vokalli akustik bölümler aynı hikâyenin iki hali gibi birbirine geçer ve Romsøe'nin kaydı ikisini de aynı sisli mekâna yerleştirir. Grubun erken dönemini toplayan 2014 tarihli kutu setin adı Trolsk Sortmetall'dı. "Trolsk" kelimesinin taşıdığı anlam, yani insanı yolundan eden büyülü orman havası, bu albümün nasıl duyulduğunu sözlük tanımından daha iyi anlatır.
Sonraki iki albüm Bergtatt'ı ikiye böldü. Mart 1996'da çıkan Kveldssanger'da tek bir elektrikli enstrüman yok; akustik gitarlar ve üst üste bindirilmiş temiz vokaller var. Albüm 1995 yazı ve sonbaharında yine Endless Lydstudio'da kaydedildi. Rygg'in anlattığına göre grup bu kaydı Nattens Madrigal'in provalarını sürdürürken yapmıştı. Pastoral olanla vahşi olan aynı aylarda yan yana yazılıyordu.
Nattens Madrigal – Aatte hymne til ulven i manden, 3 Mart 1997'de Century Media'dan çıktı ve bu kez akustik olan her şey atılmıştı. Geriye kasıtlı olarak eksik prodükte edilmiş, tizleri törpülenmemiş bir black metal kaldı. Gitarlar ayrı çalgılar gibi duyulmaz, vokali de içine alan tek bir hışırtı kütlesine dönüşür. Başlıktaki "insandaki kurt", ormandaki tehdidin artık içeri girdiğini söyler.
Albümün çevresinde yıllarca bir efsane dolaştı: Century Media avansının Armani takımlara, kokaine ve bir Corvette'e harcandığı, kaydın ormanda sekiz kanallı bir cihazla yapıldığı. Grup bunu defalarca yalanladı. Albümün yirminci yılı için Invisible Oranges'a verilen söyleşide otomobilin Rygg'in babasının tanıdığı bir galericiden ödünç alındığı, Holmenkollen'deki fotoğraf çekiminin de yarı şaka bir gösteri olduğu anlatılıyor. Kaydın hamlığı bir bütçe kazası olarak değil, büyük bir şirkete bilerek teslim edilmiş bir tercih olarak duyulmalı.
Blake, Ylwizaker ve iç film
Century Media ile anlaşmazlığın ardından Rygg 1998'de kendi etiketi Jester Records'u kurdu. 17 Aralık 1998'de bu etiketten çıkan Themes from William Blake's The Marriage of Heaven and Hell, Blake'in metnini müziğe taşırken endüstriyel ritimlerle progresif rock düzenlemelerini aynı yapıda buluşturdu. Metalden geriye kalan, artık bu yapının yalnızca bir katmanıydı.
Bu dönüşümün ses ortağı, 1997'de Rygg'in davetiyle gruba katılan Tore Ylwizaker'dı. Metal sonrası Ulver'in sesi büyük ölçüde onun klavyesinden ve programlamasından geçti; Ihsahn ve Arcturus gibi isimlerin kayıtlarındaki prodüksiyon ve miks kredileri de aynı kulağın işi. 2000'de gruba katılan yazar ve yayıncı Jørn H. Sværen ile birlikte Rygg ve Ylwizaker uzun yıllar grubun çekirdeğini oluşturdu.
1999'daki Metamorphosis EP'sinden sonra, 26 Mart 2000'de çıkan Perdition City ne yaptığını alt başlığıyla söylüyordu: Music to an Interior Film. Ormanın yerini gece şehri aldı. Trip-hop davulları ve caza kayan saksafon, hiçbir zaman çekilmemiş bir filmin sahnelerini kurar. Ulver bundan sonra gerçek filmlere de müzik yaptı; Lyckantropen Themes (2002) ve Svidd neger (2003) bu dönemden kalma.
2006 ile 2007 arasında Oslo'daki Ambassaden'de kaydedilen Shadows of the Sun, grubun en durgun albümü olarak kaldı. Rygg burada çoğunlukla alçak registerde söyler. Yaylı dörtlüsünün üstüne Pamelia Kurstin'in thereminiyle Mathias Eick'in trompeti eklenir, bir parçada Christian Fennesz'in gitar dokusu duyulur. Black Sabbath'ın "Solitude"u bu ağır dünyaya yabancı durmaz. Albüm 2008'de Oslo Ödülleri'nde yılın albümü seçildi.
2013 tarihli Messe I.X–VI.X ise Tromsø Kulturhus'un bir siparişiydi. Tromsø Oda Orkestrası, 21 Eylül 2012'deki konserden önceki provalarda canlı kaydedildi. Malzeme kış boyunca Oslo'daki Crystal Canyon'da işlendi, miks Ambassaden'de yapıldı. Plak notlarında albümün "yüksek sesle çalınmak için" miks edildiği yazıyor. Bu not, albümü arka planda çalan sakin bir kilise müziği gibi dinlemeye karşı yazılmış bir uyarı olarak da okunabilir.
Pop, tarih ve felaket
House of Mythology etiketiyle başlayan dönemin ilk albümü ATGCLVLSSCAP (2016), Şubat 2014'te verilen on iki doğaçlama konserin çok kanallı kayıtlarından oluşuyordu. Bu kayıtları Londra'da Daniel O'Sullivan kesip biçti. Bir yıl sonra gelen The Assassination of Julius Caesar, Rygg'in "pop albümümüz" dediği kayıttı. Miksini Killing Joke'un basçısı Martin "Youth" Glover yaptı. Açılıştaki "Nemoralia", Black Celebration dönemi Depeche Mode'u bilerek çağırır ve Prenses Diana'nın ölümünü, Romalıların tanrıça Diana için kutladığı Nemoralia bayramına ve onun Yunan karşılığı Artemis'e bağlar. Albümün geri kalanında 1981'deki Papa II. Jean Paul suikast girişimi ile Anton LaVey'in San Francisco'daki Church of Satan evi aynı kolaja girer. Rygg bu yöntemi, edebiyattan resme, oradan müziğe uzanan izlenimleri çağrışımla birleştiren bir tür sanat koleksiyonculuğu olarak tarif ediyor.
28 Ağustos 2020'de çıkan Flowers of Evil aynı dili disko ritimlerine taşıdı. Grubun basın metni Bomarzo'daki Sacro Bosco ile açılıyordu: 16. yüzyılda Vicino Orsini'nin yaptırdığı, zamanla ağaçların ve yosunun yuttuğu canavar heykelleriyle dolu bahçe. "Hour of the Wolf" Bergman'ın filmine göz kırpar. "Apocalypse 1993" ise Waco kuşatmasını anlatır ve olayı grubun ilk kadrosunun kurulduğu kışa yerleştirir. Albümün en çok akılda kalan nakaratı, bir tarikat kuşatmasının ölüleri üzerine yazılmış.
Eşik
Tore Ylwizaker, 16 Ağustos 2024'te, 54. doğum gününün gecesinde öldü. Grup, Scary Muzak'tan (2021) sonra onun çalışmalardan giderek uzaklaştığını açıklamıştı. 2022'de başlayan Liminal Animals kayıtlarında yer almadı. 29 Kasım 2024'te çıkan albümü Rygg ve Sværen, Ole Alexander Halstensgård ile birlikte yazdı; miksi Subsonic Society'de Anders Møller yaptı. Kapakta Austin Osman Spare'in 1911 tarihli çizimi The Senseless Seven'dan bir detay var, iç notlar Ylwizaker'ın anısına yazılmış bir ithafla kapanıyor.
Albüm önceki iki kaydın şehirli synth-pop'unu sürdürür ama dokusu daha seyrek ve huzursuz. En radyo dostu parçası "Hollywood Babylon" bile Amerika'ya dışarıdan bakar. Kapanıştaki on bir dakikalık "Helian (Trakl)"da Georg Trakl'ın 1913'te yayımlanan şiiri Arild Vange'nin Norveççe çevirisiyle okunuyor; Kerrang'ın incelemesine göre okuyan Rygg'in kendisi. Ylwizaker'sız yapılmış ve ona ithaf edilmiş bir albümün sonunda bu okumayı bir veda olarak duymamak zor.
Grup orada durmadı. 31 Aralık 2025'te çıkan Neverland büyük ölçüde enstrümantal bir elektronik kayıt olarak geldi. Grup üyeleri bu albümü daha "punk" bir ruhla, daha az disiplinle yaptıklarını söylüyor. Açılış parçası "Fear in a Handful of Dust", adını T. S. Eliot'ın The Waste Land'inin "Ölülerin Gömülmesi" bölümünden alıyor ve akan su sesinin üzerinde bir sesin şiiri okumasıyla başlıyor. Bergtatt'ın ilk bölümünün adı "I Troldskog faren vild", yani büyülü ormanda yolunu kaybetmek demekti. Otuz yıl sonra Neverland'in ilk dakikasında ne orman var ne yol; akan suyun üstünde, ölüler için yazılmış dizeleri okuyan bir ses var.













