Audi tenebras inter cortices
← Audi tenebras inter cortices

DARKTHRONE

Pre-Historic Metal

Başlık parçası 20 Mart 2026'da yayımlandığında Pre-Historic Metal'e biraz tereddütle yaklaşmıştık. Kuru gitar tonları, bilerek çıplak bırakılmış riff yapıları ve geri çekilmiş prodüksiyon, It Beckons Us All'un ağır ve havadar çizgisinden farklı bir yere işaret ediyordu. Dört dakikalık tek parça kendi başına dağınık da duruyordu. Albüm 8 Mayıs'ta Peaceville'den çıkıp sekiz parça bir arada dinlendiğinde taşlar yerine oturdu. Darkthrone burada eski metali kopyalamıyor, erken ekstrem metalin çalışma mantığını bugünün stüdyosunda yeniden kuruyor. Fenriz bunu kendi diliyle daha iyi anlatıyor: bir Ford Mustang replikası restore etmiyorlar, eski parçalardan tuhaf bir araba yapıyorlar.

Kırkıncı yıl

Pre-Historic Metal, Fenriz ile Nocturno Culto'nun 1986'da Black Death adıyla ilk kez bir araya gelişinin kırkıncı yılına denk geldi. Peaceville aynı yılın başında, grubun erken black metal dönemini toplayan The Fist in the Face of God kutu setini yayımlamıştı. Yeni albümün deluxe kutusunda ise gazeteci Harald Fossberg'in albümün yapımı üzerine ikiliyle yaptığı söyleşiyi içeren bir kitapçık ve Maciej Kamuda'nın resimli alternatif kapağıyla basılmış bir vinil yer aldı. Kaynaklar albümün sıra numarasında bile anlaşamıyor; bazı yayınlar yirmi birinci, bazıları yirmi ikinci stüdyo albümü diyor.

Albümün adı ve kapağı son anda değişti. Fenriz'in Decibel'e anlattığına göre albüm uzun süre Deeply Rooted adını taşıyacaktı, başlık da kapak da yıllar öncesinden hazırdı. Stüdyo zamanı yaklaşınca daha vahşi malzeme yazmaya başladı; o sıralar Maninnya Blade'in "The Barbarian"ını, Kreator'un Endless Pain'ini ve Minotaur demolarını dinliyordu. Adı "Draconian" diye başlayan bir şarkının yanına parantez içinde "Prehistoric Metal" yazmıştı. Sonunda şarkının adını da albümün adını da buna çevirdi ve ilk kez tişörte basılabilecek bir kapak istedi. Ressamla çalışma teslim tarihine yetişmeyince Fenriz, Sodom'un Obsessed by Cruelty albümünün Steamhammer baskısını çalıp o albümü dinlerken içinde nasıl göründüğünü düşündüğü halde fotoğraflarını çekti. Elinde, Fenriz'e göre bir şamdandan çok daha vahşi duran, çimi havalandırırken kullandığı ve hâlâ toprağı üzerinde olan bir bahçe çatalı var.

Metronom yok, kulak içi monitör yok

Kayıtlar Haziran 2025'te Oslo'daki Chaka Khan Studios'ta yapıldı. Nocturno Culto 2020'den beri grubu bu stüdyoya götürüyor. Prodüksiyonda stüdyonun kadrosundan Ole Øvstedal ve Silje Høgevold ile Mads Luis vardı; masteringde Enormous Door'dan Jack Control ile Maor Appelbaum'un imzası var. Invisible Oranges'ın albüm yazısı, stüdyonun geniş vintage ekipman arşivinin grubun son dönem sesini giderek daha fazla belirlediğini ve synthesizer gibi yeni öğelere alan açtığını not ediyor.

Çalışma yöntemi albümün sesini ekipmandan daha çok açıklıyor. Fenriz'in anlatımına göre grup 2003'ten beri prova yapmıyor ve stüdyoda metronom ya da kulak içi monitör kullanmıyor. Nocturno Culto stüdyo tarihinden üç ay önce gitarı eline alıp şarkı yazmaya başlıyor. Fenriz ise 2015'ten beri riff'lerinin çoğunun futbol maçı izlerken geldiğini söylüyor. Bu albümde değişen şey işbirliği oldu. 1991 yazında A Blaze in the Northern Sky'ın kaydından sonra ikili her şarkıyı ayrı yazma kuralı koymuştu. Pre-Historic Metal'de Nocturno'nun isteğiyle stüdyoda her zamankinden fazla birlikte çalıştılar. Fenriz yer yer bas ve gitar çaldı, her zamankinden fazla şarkı söyledi. "Deeply Rooted"ın son iki riff'ini de o yazdı; bu, 2004'teki "Rawness Obsolete" dışında 1991'den beri ilk ortak şarkıları. Nocturno bu kez arka kapakta hangi şarkıyı kimin yazdığının yazılmasını da istemedi.

Kayıttan önce üzerinde anlaştıkları tek şey riff'leri daha az tekrar etmek, daha kısa ve etkili şarkılar yazmaktı. Fenriz bunu "damarların sertleşmesi" diye tarif ediyor: her zaman sevdikleri havadar, ağır ağır ilerleyen yapılar yerine turnikeyi sıkıp riff dolu sekiz şarkı yapmak. İlk dinleyişte bizi tereddüde düşüren kuruluk da buradan geliyor. Riff'ler dinlendirilmeden art arda geliyor, geçişler yer yer sert bırakılmış, atmosferin yerini gitarın kendisi alıyor.

"Prehistoric" ne demek

Fenriz başlığı basın metninde şöyle açıklıyor: "Prehistoric gevşek bir terim. Bizim havamız, bizim bakışımız diye düşünüyorum; daha çok, yeni bir şey yaratmak için eski stili kullandığımızı söyleyen bir açıklama." Başlık bir mağara estetiğinden çok bir çalışma refleksine işaret ediyor. Fenriz başka bir yerde kendilerini "1986 gibi ses çıkarmak isteyen bir yetmişler grubu" gibi hissettiğini söylüyor. Bu cümle albümü anlamak için iyi bir anahtar. Referans noktası black metalin kurallaşmasından önceki, thrash'in karardığı ve türlerin henüz birbirinden ayrılmadığı yıllar.

Fenriz'in etkiler konusundaki cevapları da bunu doğruluyor. Kendisinin taklitte çok kötü olduğunu söylese de Tom G. Warrior'ın riff yazma üslubunun "kanında" olduğunu, telleri çekerek çalma tekniğinin bu yüzden sık sık ortaya çıktığını anlatıyor. Kendi şarkılarında Mercyful Fate duymadığını ama Nocturno'nun şarkılarında olabileceğini ekliyor. Bu serbestlik albümü retro bir alıştırmaya dönüştürmekten koruyor. Şarkılar belirli bir grubu değil, bir dönemin refleksini çağırıyor.

Fenriz'in prodüksiyon görüşleri de aynı yere bağlanıyor. Yetmişlerin davul sesini metalin en iyi davul sesi sayıyor; seksenlerde davul makinelerini taklit eden arena sesini ve hızla birlikte gelen ince, tıkırtılı bas davulu sevmiyor. Darkthrone'un ilk albümünün modern bir sesi olmasından hâlâ şikâyet ediyor, sonraki bütün albümlerde "yuvarlak" bir bas davul aradıklarını söylüyor. Pre-Historic Metal'deki geri çekilmiş, kuru miks bir kayıtsızlıktan değil, bu bilinçli ses tercihinden geliyor.

Sekiz parça

Açılıştaki "They Found One of My Graves", dörtnala riff'lerle başlıyor ve Nocturno'nun boğuk, uzaktan geliyormuş gibi duran vokalini taşıyor. Parça sonunda psikedelik bir doom bölümüne dağılıyor ve Nocturno'nun synthesizer'ıyla kapanıyor; Fenriz bu kapanışı albümdeki en sevdiği anlar arasında sayıyor. Başlık parçası ise albümün en tartışmalı yeri. Doom bölümleri, Slayer'ı andıran bükülmüş riff'ler, blast'ler ve power metal nakaratları dört dakikaya sıkışıyor. Invisible Oranges bunu Darkthrone'un yirmi küsur albümlük kariyerinin bir özeti gibi buluyor. Bizim ilk tereddüdümüz de buradan geliyordu; parça albüm içinde, çevresindeki şarkılarla birlikte duyulunca çok daha anlamlı hale geliyor.

"Siberian Thaw" albümün ağırlık merkezi. Dev doom riff'leri, koro gibi söylenen bir nakarat ve soğuk bir synthesizer bölümüyle ilerliyor; Invisible Oranges bu bölümde Arturia MicroFreak kullanıldığını yazıyor. Fenriz'e göre albümün en iyi anı, parçadaki bas bölümünden sonra gelen ikinci, yavaş thrash riff'i. "The Dry Wells of Hell" ise yapılan anlaşmanın en güzel ihlali. Nocturno, riff'leri az tekrar edeceklerine söz verdikleri albümde parçanın sonunda bir riff'i uzun uzun tekrarlıyor; Fenriz de hi-hat'te bir "disko ritmine" geçerek buna eşlik ediyor. Fenriz o riff'i eski Accept'e benzetiyor. Invisible Oranges'a göre Nocturno'nun albümdeki en iyi vokali de bu parçada.

"So I Marched to the Sunken Empire" synthesizer ağırlıklı kısa bir enstrümantal; tuhaf bir koro yükselişiyle "Eat Eat Eat Your Pride"a bağlanıyor. Bu parça Fenriz'in Circle the Wagons dönemindeki crust punk'ına dönüyor ve albümün en zayıf halkası gibi duruyor; Invisible Oranges da aynı fikirde. Kapanıştaki "Eon 4" ise grubun 1991'deki ilk albümü Soulside Journey'ye uzanan bir parça serisinin son halkası. Yavaş, sürünen, vokal ve tempo değişimleriyle kıvranan bir ağıt. Otuz beş yıl önceki death metal albümüyle bağ kuran bir parçayla bitirmek, albümün "tarih öncesi" iddiasını beklenmedik bir yerden tamamlıyor.

Bundan sonrası

Pre-Historic Metal'in gücü, her parçası ayrı ayrı mükemmel olmasından değil, sekiz parçanın bir araya geldiğinde kurduğu sesten geliyor. Kuru miks, çıplak riff'ler ve metronomsuz kaydın hafif sallantısı, modern ekstrem metalin kusursuz yüzeyine karşı bilinçli bir tercih. Her denemede işe yaramıyor. Başlık parçası fazla yüklü, "Eat Eat Eat Your Pride" albümün geri kalanının gerisinde kalıyor. Yine de albüm bir nostalji alıştırması gibi değil, bir grubun kendi tarihinden malzeme toplayıp bununla yeni bir şey kurması gibi duyuluyor.

Bu albüm bir dönemin de kapanışı olabilir. Nocturno Culto Mayıs 2026'da Invisible Oranges'a, Darkthrone'un tarihinde değişiklik konuşmasının yalnızca üç kez yaşandığını söyledi: Soulside Journey ile Goatlord'dan sonra, The Underground Resistance'tan sonra ve şimdi Pre-Historic Metal'den sonra. Bir sonraki albümü birkaç yıl içinde tek gitarla, daha sade ve daha ilkel bir şekilde kaydetmeyi düşünüyorlar. Nocturno kaç albümleri kaldığını bilmediğini de ekliyor. Fenriz ise sıradaki kayıt için hayalini daha kısa anlatıyor: Kreator'un ilk albümünün seviyesine geri dönmek, "tam mağara adamı modu".

Kayıt, kredi ve duyuru bilgileri
Peaceville resmî sitesi ve Bandcamp (8 Mayıs 2026)
MetalSucks ve Kerrang! (20 Mart 2026)
Metal Archives
Söyleşiler
Decibel, J. Andrew'un Fenriz söyleşisi (2 Haziran 2026)
Invisible Oranges, Nocturno Culto söyleşisi (20 Mayıs 2026)
İnceleme
Invisible Oranges, Dennis J. Seese (13 Mayıs 2026)
Apple Music editör notu
Louder Than War (Mayıs 2026)
Çevrilen alıntılar
Basın metni ve Kerrang!: "Prehistoric" açıklaması, "damarların sertleşmesi" (Mart 2026)
Decibel: "1986" ve "mağara adamı" ifadeleri (Haziran 2026)
Invisible Oranges: Nocturno'nun sonraki albüm planı (Mayıs 2026)

Başka Konular