Audi tenebras inter cortices
← Audi tenebras inter cortices

Bozkırın Yeraltısı

Bozkırın Yeraltısı: Orta Asya'da Metal

Taşkent'in merkezinde, işaretsiz bir kapıdan bir dolar ödeyip üst kata çıkıyorsunuz. İçerisi karanlık ve dumanlı, sahnede bir grup gitarlarını hırpalıyor, önünde birkaç düzine genç kafa sallıyor. The Oxus Society'nin 2020'de yayımladığı bir yazı bu mekânı Özbekistan'ın son rock barı olarak tarif ediyordu. Barın hemen yan binası, Sovyet KGB'sinin halefi olan Devlet Güvenlik Servisi'nin genel merkeziydi. Polis artık gençlerle ilgilenmiyor gibiydi. Birkaç yıl öncesine kadar durum böyle değildi.

Metal tarihi çoğu zaman İskandinavya'dan anlatılır ve Orta Asya bu anlatıda neredeyse hiç yer almaz. Sahne küçük, belgeleri dağınık, İngilizce kaynaklar sınırlı. Ama yaygın bir varsayım da düzeltilmeli: Sovyetler'in çöküşü bölgedeki rock ve metal kültürünü bitirmedi. Doksanlar, hem Taşkent'te hem Bişkek'te bu müziğin en canlı yıllarıydı. Asıl çözülme sonra geldi ve nedenleri ekonomik olduğu kadar siyasiydi.

Deprem, uranyum ve korsan plak

Taşkent'in rock hikâyesi bir depremle başlıyor. 26 Nisan 1966'daki deprem şehrin eski kerpiç dokusunu yıktı; yeniden inşa için Sovyetler'in dört bir yanından gelen işçiler şehre Moskovskaya, Belorusskaya, Kievskaya gibi adlar taşıyan sokaklar ve yeni bir kozmopolit kültür getirdi. 1976'da Kibergi ve Sinkhron gibi ilk gruplar Batılı grupların şarkılarını çalarak sahneye çıktı. Özbek rock'ı Rus sahnesinden farklı bir yol izledi: dans salonlarında doğdu ve parti tarafından sessizce sahiplenildi. Öğrenci grupları pamuk hasadında işçileri eğlendirmek için ülkenin dört bir yanına gönderiliyordu.

Bunun en tuhaf örneği seksenlerin sevilen grubu Yalla'nın "Uçkuduk" şarkısıydı. Şarkı Sovyet listelerinde yükseldi; adını ise uranyum madencileri için çölün ortasında kurulmuş yeni bir kasabadan alıyordu. Planlamacılar gençleri o uzak kasabaya çekmek için bir rock şarkısını kullanmıştı. Aynı yıllarda Taşkent'te korsan plak basan bir fabrika çalışıyordu. Fabrika Sovyetler'in çöküşünü atlattı ve doksanların başında Özbek pazarları sahte Metallica ve Nirvana albümleriyle doldu. Gençler Taşkent'te "Broadway" diye anılan bir yaya caddesinde plak takas ediyordu. Viktor Tsoi da ölümünden birkaç ay önce Taşkent'te konser vermişti.

Haftada bir konser

Doksanlar bu sahnenin doruğuydu. Taşkent'te 1998 ile 2001 arasında düzenlenen "Çiçek Çocukları" festivali elliden fazla grubu bir araya getiriyordu. Punk'tan thrash metale uzanan sahnede şehirde yüzlerce grup vardı. Bişkek'te de tablo benzerdi. Kırgız death metal grubu Kashgar'ın gitaristi Ars, 2019'da Echoes and Dust'a verdiği söyleşide iki binlerin başına kadar şehirde üç rock kulübü olduğunu ve neredeyse her hafta iyi bir metal konserine gidilebildiğini anlatıyor. Necronomicon, Neocrima, Odyn's Nocturnal North ve Extremistic Negative Clan gibi adları bugün Kırgızistan dışında neredeyse kimse bilmiyor.

Kazakistan'da ise sahnenin en uzun soluklu ismi 11 Eylül 1992'de Almatı'da Axcess adıyla kurulan, 1997'de Holy Dragons adını alan heavy metal grubu. Grup bugün hâlâ seksenlerin sesine bağlı kalıyor. 2004'te Almatı'da yayımlanan "Underground: Kazakistan Rock Müziği, Birinci Bölüm" adlı derleme, dönemin yerel yeraltı sahnesini belgeleyen az sayıdaki kayıttan biri.

Şeytan müziği

Özbekistan'da çözülme 2005'te başladı. Andican katliamı ve ardından gelen Batı yaptırımlarından sonra yetkililer Batı kültürüne şüpheyle bakmaya başladı. 2005 ve 2006'daki "Efsaneleri Yaratmak" festivalleri son büyük açık hava etkinlikleri oldu. 2009'da gizli polis bir rock konserini basıp dinleyicileri ve müzisyenleri gözaltına aldı. 2011'de devlet medyası rock müziği "şeytani" ilan etti.

Oxus'un yazısındaki ayrıntılar, bir sahnenin nasıl susturulduğunun neredeyse teknik bir tarifini veriyor. Sivil polisler konserlerde en önde oturup her grubun sözlerini not ediyordu. Müzisyenler sonradan güvenlik servislerinin ulusal güvenliğe tehdit sayılan grupların bir sıralamasını tuttuğunu öğrendi. 2012'den itibaren her grubun yıllık yaklaşık iki bin dolarlık bir sahne lisansı alması zorunlu hale geldi; sözlerin de onay için özel bir komiteye sunulması gerekiyordu. Yasak koymaya gerek kalmadan, lisans ücreti genç grupları sahneden silmeye yetti. Geriye kalan birkaç mekândan biri Sovyetler'in ilk bağımsız tiyatrosu olan Ilkhom'du. Tiyatronun kurucusu Mark Weil 2007'de dinci fanatikler tarafından bıçaklanarak öldürülmüştü.

İslam Kerimov 2016'da öldüğünde sahneden geriye pek bir şey kalmamıştı. Oxus'a göre başkentte yalnızca on kadar grup vardı; Semerkant ve Fergana'da sahne tamamen yok olmuştu. Rusça konuşan nüfusun göçü de dinleyici kitlesini daralttı, çünkü grupların çoğu Rusça ya da İngilizce söylüyordu. Oxus'un bir gözlemi burada önemli: Özbek rock'ı hiçbir zaman bir protesto hareketi olmadı, ama azınlıklar için vazgeçilmez bir kendini ifade kanalıydı.

Leipzig'deki Kırgızlar

Bölgenin dünyada en çok bilinen metal grubu Darkestrah, 1999'da Bişkek'te davulcu Asbath tarafından kuruldu. İlk albüm Sary Oy, Şubat 2003'te Bişkek'te kaydedildi ve üç doğa kız kardeşini anlatan bir Kırgız masalına dayanıyordu. Asbath 2016'da The Black Planet'e bu kaydın o dönem Kırgızistan'da neredeyse imkânsız olduğunu anlatıyor. Grup iki binlerin başında Almanya'ya taşındı ve bugün Leipzig'de çalışıyor. Kayıtlarını Disillusion'dan Andy Schmidt'in Echolux stüdyosunda yapıyor.

Darkestrah'ın sesi, black metalin tremolo gitarlarını Kırgız çalgılarıyla birleştiriyor: üç telli komuz, ağız kopuzu temir komuz, yaylı kıl kıyak ve gırtlak şarkısı. Temaları Tengricilik ve şamanizmden, Cengiz Han'dan, İpek Yolu'ndan ve dünyanın en uzun destanlarından sayılan Manas'tan besleniyor. 2016'da Suudi Arabistanlı black metal grubu Al-Namrood ile Akyr Zaman adlı ortak bir plak yayımlamaları, bu coğrafyanın metal haritasının Batı'nın bildiğinden ne kadar farklı çizilebileceğini gösteriyor. 29 Mart 2024'te Osmose'dan çıkan Nomad, grubu yeniden bir kadın vokaliste döndürdü.

Darkestrah'ın göçü sık sık Orta Asya'da metal yapmanın imkânsızlığının kanıtı olarak anlatılır. Ars bu yoruma itiraz ediyor. Asbath'ı tanıdığını, onun ve vokalist Kriegtalith'in Avrupa'ya gitme fırsatını yakaladıkları ve istedikleri için gittiklerini, kalsalar Bişkek'te de black metal çalmaya devam edeceklerini söylüyor.

Kumtor ve mankurt

Kashgar 2014'te, Ars'ın anlatımına göre şehirde aktif bir metal grubu kalmadığı, yalnızca birkaç metalcore grubu olduğu bir dönemde kuruldu. İlk albümleri Temmuz 2015 ile Şubat 2016 arasında Bişkek'teki The Base stüdyosunda kaydedildi; kaydı ve miksi Ars yaptı, mastering Yunanistan'da Achilleas Kalantzis'e gitti, plak baskısı Alman Manifest of Hate etiketinden çıktı. Ars, bugün yeni grupların çoğunun doğrudan sinyal ve eklentilerle kayıt yaptığını, kendilerinin ise gerçek bir Yamaha davul seti, Peavey kafalar ve Marshall kabinlerle çalıştığını anlatıyor. Grubun kurucularından Blauth ise kaydın ham ve lo-fi kalmasını istiyordu; sonuç ikisinin arasında bir yerde kaldı.

Kashgar'ın sözleri Orta Asya metalinin mitolojiyle ilişkisini bir adım öteye taşıyor. İlk albümde Tengri'nin kötü yaratığı Erlik, uyuyanın nefesini çalan dişi iblis Albarstı ve Manas destanındaki düşman Konurbay vardı. Sonraki şarkılar güncel olana yöneldi. Biri, 3.700 metre yükseklikteki Kumtor altın madeni üzerine: Ars, madenin çevresindeki buzulları inceleyen bir buzulbilimci ekibiyle çalışmış ve bir buzulun neredeyse tamamen yok edildiğine tanık olmuş. Bir başkası Cengiz Aytmatov'un anlattığı mankurt efsanesine, hafızası silinip köleleştirilen insana dayanıyor. Bir diğeri kız kaçırma geleneği ala kaçuu üzerine. Bozkır mitolojisi burada bir nostalji kaynağı değil, bugünü anlatmanın bir aracı.

Kashgar'ın hikâyesinde bir ayrıntı daha var. Ars, grup üyelerinin hiçbirinin etnik olarak Kırgız olmadığını, Kırgızlar tarafından genellikle gerçek Kırgızistanlı sayılmadıklarını, ama bu toprakta doğup büyüdüklerini ve onu anavatanları bildiklerini söylüyor. Tengrici imgeler ve Manas göndermeleri, etnik bir kimliğin doğrudan ifadesinden çok, ortak bir toprağa ait olma iddiası olarak da okunabilir.

Kuturgan

Kırgızistan'da metale yönelik resmî bir sansür yok, ama toplumsal bir damga var. Ars'a göre insanların çoğu distorsiyonlu gitarı ve sert vokali "şeytan müziği" olarak görüyor; ülkede tek bir rock radyosu yok, plak şirketi ya da konser ajansı yok, yerel ses mühendisleri metali nasıl kaydedeceklerini bilmiyor. Bu boşluğa verilen cevap 2017'de kurulan Kuturgan Fest oldu. Kırgızcada "vahşi" anlamına gelen festival, 2018'de Macar Ektomorf'u getirdi, 2019 için Sepultura'yı ana grup olarak açıkladı. Oş gibi uzak şehirlerden bile izleyiciler geliyordu.

Novastan'ın 2024'te konuştuğu Bişkekli müzisyen Alexander Degtyariov, sahnenin nasıl ayakta kaldığını daha küçük bir ölçekte anlatıyor. Kasım 2023'teki doğum günü konserine şehrin metalcilerinin buluşma yeri Bar56'da yüzden fazla kişi gelmiş. Ona göre Kazakistan'daki sahne, özellikle Almatı, hem daha kalabalık hem daha zengin; Kırgız müzisyenler ekipman almakta zorlanırken Kazak meslektaşları çoğu zaman daha iyisini bulabiliyor. Özbekistan ise yeni yönetimle açılmaya başlamış.

Kimin bozkırı

Orta Asya metalini dışarıdan bakan biri için en çekici yan, bozkır imgesi. 2001'de Almatı'da kurulan Ulytau, elektro gitarı keman ve iki telli dombrayla birleştiren enstrümantal bir trio; adını Kazak ulusunun mitolojik doğum yeri sayılan Ulıtau bölgesinden alıyor. Holy Dragons'un bile "Tengri" adlı bir şarkısı var. Taşkentli Flyin Up ise post-metal ile Orta Asya etnik müziğini Özbekçe sözlerle karıştırıyor.

Ama bu imgenin bir de pazar tarafı var. Pekin'de kurulup New York'a taşınan Moğol folk metal grubu Tengger Cavalry'nin kurucusu Nature Ganganbaigal, "Bozkırın Öfkeli Sesi" adlı bir derlemeyle Moğol ve Kazak folk metalini dünyaya tanıtmak istediğini söylediğinde, derlemedeki beş grubun tamamı Pekin ve Hohhot'tandı. "Bozkır metali" bir yerin sesi olduğu kadar bir ihraç etiketi. Kazakistan'daki müzisyenlerle yapılan etnografik bir çalışma da benzer bir gerilimi anlatıyor: bazı müzisyenler özgünlük için Kazakçaya yöneliyor, bazıları daha geniş bir dinleyiciye ulaşmak için Rusça ya da İngilizce söylüyor. Türkmenistan ve Tacikistan'da ise belgelenmiş bir metal sahnesinden söz etmek bugün neredeyse mümkün değil; bölgenin en kapalı ülkeleri, en az kayıt bırakan ülkeler.

Tsoi'nin Taşkent konserinin üzerinden otuz yıl geçmişti ki Özbek grubu Electrooko Şubat 2020'de yeni bir single yayımladı. Tsoi "Değişim istiyorum" diye söylemişti. Electrooko'nun şarkısının adı "Hiçbir şey değişmeyecek"ti.

Kaynak notu

Özbekistan
Nikita Makarenko, "Rock in Uzbekistan: A Voice of Diversity", The Oxus Society (Eylül 2020)
Human Rights Watch, "EU Imposes Sanctions on Uzbekistan Over Massacre" (Ekim 2005)
Kırgızistan
Guido Segers, Kashgar söyleşisi, Echoes and Dust (Şubat 2019)
Novastan, Alexander Degtyariov portresi (Mart 2024)
UniteAsia (Ekim 2016)
Darkestrah
The Black Planet söyleşisi (Eylül 2016)
The Whispering Darkness söyleşisi (Haziran 2024)
Angry Metal Guy
Metal Archives
Last.fm biyografisi
Kazakistan
Metal Archives ve Wikipedia (Holy Dragons, Ulytau)
"Not Suitable for Kazakhs? Authenticity and National Identity in Contemporary Kazakhstani Music" (2019)
Tengger Cavalry derlemesi
Vice / Noisey
Çeviriler
Ars'ın, Asbath'ın ve Degtyariov'un sözleri İngilizceden özetlenerek çevrildi.

Başka Konular