Doğu Bloku Punk'ı: Duvarların Ardında Üretilen Gürültü
Leningrad'ın ilk punk'ı sayılan Andrei "Svin" Panov, Sex Pistols'la bir plak dükkânında ya da kaçak bir radyo yayınında tanışmadı. Anlattığına göre punk'a, bir Sovyet gazetesinin Sex Pistols'u yerden yere vuran bir yazısını okuyunca vuruldu. Bu küçük ayrıntı, Doğu Bloku'nda punk'ın nasıl yayıldığını iyi anlatıyor: müziğe giden yollardan biri, onu yasaklamaya çalışan devletin kendi yayınlarından geçiyordu. Batı'da işsizliğe ve sınıf öfkesine yaslanan ses, sosyalist rejimlerin hüküm sürdüğü coğrafyada başka bir düşmanla karşılaştı. Burada saldırılacak bir bolluk yoktu. Karşıda, gençlerin ne dinleyeceğine ve kiminle bir araya geleceğine kadar karar vermek isteyen bir devlet vardı.
Bu yüzden Doğu Bloku punk'ını Batı'nın gecikmiş bir kopyası saymak, farkı siler. Müziğin dili Londra'dan gelmişti, ama öfke yaşanılan yerde birikiyordu ve her ülkede farklı bir kılığa girdi.
Kulüp ve apartman
Leningrad Rock Club 7 Mart 1981'de Rubinstein Caddesi'nde açıldı ve Sovyetler Birliği'nde rock müziğin yasal olarak çalınabildiği ilk mekân oldu. Kulüp Komsomol ve KGB'nin gözetimindeydi, sözler onaydan geçiyor, gruplar bir komisyonun önünde seçmeye çıkıyordu. KGB'nin Leningrad biriminden General Oleg Kalugin 1990'da kulübün tek amacının hareketi kontrol altında tutmak olduğunu söyleyecekti. Bu abartılı bir iddiaydı, ama kulübün neye hizmet etmesi beklendiğini gösteriyor.
Svin'in grubu Avtomaticheskie Udovletvoriteli ise kapıda kaldı; kulüp konseyi onları çalamadıkları gerekçesiyle üyeliğe almadı ve grup ancak seksenlerin sonunda kabul edildi. Grubun ilk konserleri özel dairelerde verildi, ilk kayıtları apartman konserlerinin bantlarıydı. Bu grupta bir dönem bas çalan genç adamın adı Viktor Tsoi'ydi.
Tsoi'nin grubu Kino'yu doğrudan punk saymak doğru olmaz, ama Sovyet yeraltının en kalıcı imgesi ondan geldi. Sergei Solovyov'un 1987 tarihli filmi Assa'nın son sahnesinde bir restoran müdiresi, sahneye çıkmadan önce uyulması gereken kuralları uzun uzun okur. Tsoi kalkar, yürür ve "Khochu peremen!" (Değişim istiyorum) şarkısına girer. Kamera döndüğünde karşısında bir restoranın müşterileri değil, binlerce gencin doldurduğu bir salon vardır. Şarkı perestroyka döneminin marşına dönüştü; Tsoi ise 1990'da, Moskova'daki Lujniki Stadyumu konserinden iki ay sonra bir trafik kazasında öldü.
Asıl sert ses Sibirya'dan geldi. Yegor Letov ile Konstantin "Kuzya UO" Ryabinov'un Omsk'ta kurduğu Grajdanskaya Oborona'nın ilk kayıtları KGB'nin dikkatini çekince grup zorla dağıtıldı. Ryabinov askere alındı, Letov ise 1984 sonunda bir psikiyatri hastanesine kapatıldı ve Mart 1985'e kadar orada antipsikotik ilaçlarla tutuldu. Çıktıktan sonra kendi dairesini bir stüdyoya çevirdi, adını da grubun kısaltmasından türetip GrOb Records koydu. Rusçada "tabut" anlamına gelen bu kelimenin altında 1987 ile 1988 arasında art arda kasetler çıktı; birinin adı Vsyo idyot po planu, yani "her şey plana göre gidiyor"du. Sibirya sahnesinin öteki büyük sesi Yanka Dyagileva'ydı. Umutsuzluğu halk ağıtlarının diline taşıyan şarkıları, 1991'de 24 yaşında ölmesiyle bu sahnenin sembolik kapanışı sayıldı.
Kilise, kaset ve muhbir
Doğu Almanya'da punk, devletin en yakından izlediği gençlik kültürlerinden biriydi. Erfurtlu Schleim-Keim yalnızca kiliselerde ve özel mekânlarda çalabiliyordu; davulcu ve vokalist Dieter "Otze" Ehrlich'in Jena'daki bir konsere Stasi'yi atlatmak için işçi kılığında trene bindiği anlatılır.
1982'de Batı Berlin'deki tip dergisinden Dimitri Hegemann, Doğu Berlin'deki bir partide bir karşı kültürle karşılaştı ve bu müziği Batı'da yayımlamaya karar verdi. Ocak 1983'te Dresden yakınlarındaki bir ev stüdyosunda Schleim-Keim yedi şarkıyı bir saat içinde kaydetti. Kayıtlar Batı Berlin'e kaçırıldı ve aynı yıl Aggressive Rockproduktionen etiketiyle, Zwitschermaschine ile paylaşılan DDR von unten adlı split albümde yayımlandı. Schleim-Keim tarafı Sau-Kerle takma adıyla çıktı, ama Doğu'daki punk'lar arkasındaki grubun kim olduğunu biliyordu. Plak Doğu'da kaset kaset çoğaltıldı ve DDR'ın ilk punk albümü olarak kabul edildi.
Hikâyenin asıl kırılması sonradan geldi. Projeyi Doğu tarafında yürüten, Zwitschermaschine'nin vokalisti ve alternatif edebiyat çevresinin saygın ismi şair Sascha Anderson, Duvar yıkıldıktan sonra bir Stasi muhbiri olarak ifşa edildi. Albümün yapımında iki muhbir yer almıştı ve Stasi'nin baskısı neredeyse bütünüyle Schleim-Keim'in üzerine yıkılmıştı. Hegemann ise 1991'de Berlin'in tekno kulübü Tresor'u kuracaktı.
Kiliseler bu sahnenin en önemli sığınağıydı, ama kilise kapısı her zaman koruma anlamına gelmiyordu. 17 Ekim 1987'de Doğu Berlin'deki Zionskirche'de Doğu Berlinli punk grubu Die Firma ile Batı Berlinli Element of Crime'ın konseri vardı. Element of Crime Doğu'daki ilk konserini ücret almadan, Doğulu punk'lardan ödünç aldığı enstrümanlarla verdi. Konser biterken yaklaşık otuz neo-Nazi skinhead kiliseye daldı ve "Sieg Heil" ile "Juden raus" diye bağırarak izleyicilere saldırdı. Stasi belgelerine göre Halk Polisi olayı izlemiş, ancak ihbar geldikten sonra müdahale etmişti. İlk davada verilen hafif cezalar tepki çekince SED Merkez Komitesi'nden Egon Krenz davaya bizzat müdahale etti. Saldırıdan on gün sonra devlet gençlik radyosu DT64'teki Parocktikum programının sunucusu Lutz Schramm, Dead Kennedys'in "Nazi Punks Fuck Off"unu çaldı. Dinleyicilerin çoğu nedenini biliyordu. O gece sahnedeki Die Firma'nın bazı üyeleri, birkaç yıl sonra Rammstein'ın kurucuları arasında olacaktı.
Szeged'den hapishaneye
Macaristan'da Kádár rejimi rock'a karşı görece esnek bir tavır benimsemişti, ama sınır açık bir anti-komünizme dayandığında bu esneklik bitti. 1979'da Szeged'de kurulan CPg'nin sert sözleri ve sahne gösterileri grubu önce kulüplerden, sonra şehirden sürdü. Mart 1983'teki son konserlerinin ardından grup üyeleri siyasi kışkırtmadan yargılanıp iki yıl hapis cezası aldı; Macaristan'da rock ile ilgili ilk ağır hapis cezaları bunlardı. 1984'te Veszprémli Közellenség de aynı yoldan geçti. Macar devlet güvenliği arşivlerini inceleyen Betekintő dergisinde 2024'te yayımlanan bir çalışma rejimin önceliklerini açık ediyor: yargılanan gruplar arasında ırkçı sayılabilecek tek grup olan Mos-oi ertelenmiş bir ceza alırken, anti-komünist müzisyenlerin önemli bir kısmı hapse girdi. Çalışmaya göre geç Kádár dönemi ırkçılıktan çok anti-komünizmden korkuyordu.
Bir makale ve bir sessizlik
Çekoslovakya'da yeraltı müziği ile siyasal muhalefet arasındaki bağ, punk'tan önce kurulmuştu. The Plastic People of the Universe bir punk grubu değildi, ama 1970'lerin ortasında üyelerine açılan dava, Charta 77'nin ortaya çıkmasında belirleyici oldu. Punk ve yeni dalga için dönüm noktası ise 23 Mart 1983'te parti haftalığı Tribuna'da çıkan bir makaleydi. "Nová vlna se starým obsahem" (Eski içerikli yeni dalga) başlıklı yazı Jan Krýzl imzasını taşıyordu, ama bu uydurma bir isimdi ve yazarlarının kim olduğu bugün bile kesin olarak bilinmiyor. Makale amatör rock gruplarını ideolojik sabotajın aracı ilan etti ve kültür görevlilerini bu gruplara konser vermemeye, onları çalma izni için zorunlu olan seçmelerden geçirmemeye çağırdı. Jasná Páka ve Pražský výběr gibi gruplar ancak ara vererek ya da isim değiştirerek ayakta kalabildi; daha küçük pek çok grup tamamen yok oldu. Devlet burada bir grubu yasaklamaya bile gerek duymadı. Çalmak için gereken izni vermemek yetti.
Bir füze adı ve bir radyo stüdyosu
Polonya'da punk, sıkıyönetimin gölgesinde büyüdü. Mayıs 1981'de Varşova'da kurulan grubun ilk adı SS-20'ydi, yani bir Sovyet nükleer füzesinin adı. Yetkililerin tepkisi üzerine grup adını Dezerter olarak değiştirdi. Grubun 1984 Jarocin Festivali'nde yaklaşık yirmi bin kişinin önünde verdiği konser kaydedildi. Bu kaydın bir kısmı, 1983'te çekilen bir EP'nin şarkıları ve Polonya Radyosu'nun Program 1 stüdyosunda yapılan yasadışı bir oturumun kayıtlarıyla birlikte Underground Out of Poland adıyla 1987'de Amerika'da çıktı. Albümün prodüktörü Kanadalı D.O.A.'nın vokalisti Joey Shithead'di. Devlet radyosunun stüdyosu, devletin istemediği bir sesi kaydetmişti.
Jarocin ise bu sahnenin en çelişkili mekânıydı. Festival yarı resmîydi; hem izleniyor hem de dönemin standartlarına göre olağanüstü serbest bırakılıyordu. Rejimin festivali gençliğin öfkesini güvenli bir alana boşaltmak için bilerek tolere ettiğine dair "emniyet supabı" tezi bugün hâlâ tartışmalı ve kanıtlanmış bir olgu değil, bir yorum olarak duruyor. Ama gözetim altındaki bir etkinlikte, o gözetimin sınırlarını aşan karşılaşmaların yaşandığı kesin.
Açıklığın sınırı
Yugoslavya, Bloğun geri kalanından farklı bir yerdeydi. Batı'yla ilişkiler açıktı, plaklara ulaşmak kolaydı ve bazı punk grupları devlet plak şirketlerinden kayıt yayımlayabildi. Ljubljana'nın Kodeljevo semtinden iki gencin 1977'de kurduğu Pankrti, kendini Demir Perde'nin arkasındaki ilk punk grubu olarak tanıtıyordu. Rijekalı Paraf da aynı yıllarda ortaya çıktı. Bu görece açıklığın da bir sınırı vardı. 1981'de Slovenya'da "Nazi punk olayı" diye bilinen skandal patladı. Kaynaklar ayrıntıda ayrışıyor: bir anlatıya göre Dördüncü Reich adlı küçük bir grubun üç üyesi tutuklandı ve polis dava için delil kurguladı; bir başkasına göre popülist bir gazete, üzeri çizilmiş gamalı haçlı "Nazi Punks Fuck Off" rozetleri taşıyan üç Ljubljanalı punk'ı Nazi örgütü üyesi gibi gösterdi. Ortak nokta, yetkililerin olayı punk'ı bütünüyle yıkıcı ilan etmek için kullanması; oysa sahnenin büyük kısmı açıkça anti-faşistti. 1983'te Laibach'ın bütün kamusal konserleri, hatta grubun adı yasaklandı. Pankrti'nin sözlerini yazan Gregor Tomc ise Helsinki Nihai Senedi'nden etkilenerek özgür bir toplum için bir dernek kurdu ve sonraki yıllarda Ljubljana Üniversitesi'nde Slavoj Žižek'le birlikte çalışan bir sosyolog oldu.
Kıtlığın içinden bir ses mimarisi
Bu müziğin nasıl duyulduğunu, elde ne bulunduğu belirledi. Letov albümlerini dairesinde kaydediyordu, çünkü devlet plak şirketi Melodiya'nın tekelinde başka bir yol yoktu. Schleim-Keim'in şarkıları bir ev stüdyosunda tek bir oturumda kaydedildi. Aynı oturuma gelen Rosa Extra'nın gerçek bir Casio synthesizer getirmesi, o yıllarda DDR'da başlı başına bir olaydı. Zionskirche'de ise enstrüman akışı tersine döndü ve Batılı grup Doğulu punk'ların enstrümanlarını ödünç aldı. Sovyet coğrafyasında kayıtlar magnitizdat denen gayriresmî bant ağında kopyadan kopyaya çoğaltıldı; her yeni kuşakta biraz daha tıslayan, biraz daha bulanıklaşan bu kopyalar, bugün bu müziğin sesinden ayrılamayan bir doku bıraktı. Batı punk'ının estetik bir tercih olarak savunduğu "kendin yap" anlayışı burada çoğu zaman çalışabilmenin tek yoluydu.
Bu arşivler çoğunlukla erkek figürlerin çevresinde kurulmuştur. Oysa DDR'ın ilk punk plağındaki Zwitschermaschine'de sonradan tanınmış bir ressam olacak Cornelia Schleime şarkı söylüyordu. Sibirya punk'ının en kalıcı şarkılarından bazıları Yanka Dyagileva'nındı. Sahnenin kendi içindeki cinsiyetçilik ve görünmeyen emek de bu tarihin parçası; devlet baskısını anlatırken sahnenin kendi iktidar ilişkilerini görmezden gelmemek gerekir.
Efsane değil, arşiv
1989'dan sonra sınırlar açıldı ve yasaklı kayıtlar serbestçe dinlenir oldu. Sahneyi biçimlendiren baskı da onunla birlikte çözüldü. Bazı gruplar dağıldı ya da nostaljik bir geçmişin temsilcisine dönüştü, bazılarının üyeleri ise bambaşka yerlere vardı. Feeling B ve Die Firma'dan çıkan müzisyenler Rammstein'la dünya stadyumlarına ulaştı. Doğu'nun punk'ını Batı'ya taşıyan Hegemann, birleşmiş Berlin'in tekno kulübünü kurdu.
Bodrumlar, gizli konserler, muhbirler ve yasaklı kasetler bu tarihin en sık anlatılan görüntüleri. Gerçek deneyimlere dayanıyorlar, ama kahramanlık üzerine kurulu bir anlatı bu dünyanın çelişkilerini kolayca örtüyor. Her grup açıkça politik değildi, her müzisyen aynı riski taşımıyordu. Leningrad'daki gibi devletin kurduğu kulüpler, Jarocin gibi resmî izinli festivaller ve devlet radyosunda çalınan punk şarkıları da bu hikâyenin içindeydi. Sahne ne bütünüyle devletin dışında kalabildi ne de tamamen onun kontrolüne girdi.
En tuhaf miras belki de arşivin kendisi. Macar muhalefetinin önde gelen isimlerinden tarihçi Gábor Klaniczay, Macar yeni dalgasının en iyi anlarının belgelenmediğini ve bu yüzden bu müziğin en kapsamlı kaydının, paradoks biçimde, polisin ve gizli servisin gözetim raporlarında kaldığını yazdı. Doğu Almanya'da da durum farklı değil: Zionskirche gecesine ait Stasi raporları bugün arşivin çevrimiçi kütüphanesinde okunabiliyor. Raporlardan birinde, Halk Polisi'nin ihbarı saat 22.22'de aldığı, 22.30'da kiliseye vardığı ve o sırada kavganın çoktan bitmiş olduğu yazıyor.
Kaynak notu
- Sovyetler Birliği
- Leningrad Rock Club: Meduza (Mart 2021), Far Out (Kalugin'in 1990 tarihli sözü).
- Svin ve Avtomaticheskie Udovletvoriteli: Unearthing the Music veritabanı.
- Assa sahnesi: The New European (2021).
- Letov: Wikipedia ve Unearthing the Music.
- Doğu Almanya
- DDR von unten ve Schleim-Keim: Parocktikum Wiki.
- Zionskirche: Stasi-Unterlagen-Archiv Mediathek (orijinal raporlar), taz (2008 ve 2017), Tagesspiegel.
- Tresor: Wikipedia.
- Macaristan
- Betekintő, 2024/4.
- COURAGE projesi (cultural-opposition.eu): Klaniczay'ın görüşü buradan.
- Çekoslovakya
- Tribuna makalesi: Česká televize Bigbít arşivi, Moderní-dějiny.cz, Echo24 (2023), Popular Music and Society (2017).
- Polonya
- Wikipedia (Dezerter, Underground Out of Poland), Sheffield Üniversitesi Reload It! (2023).
- Yugoslavya
- Maximum Rocknroll (2015), Porto Üniversitesi yayını, Wikipedia (Pankrti, Gregor Tomc).





















